Osmanlılar, 1517'de Hicaz'ın yönetimini Memlükler'den devralmakla bütün İslam dünyasını ilgilendiren hac organizasyonunun sorumluluğunu da yüklenmiş oldular. Başşehir İstanbul Haremeyn'e çok uzak, fakat deniz ve kara yoluyla bağlantılı idi; bu bağlantıda resmi Şam ve Kahire güzergâhları ön plana çıkıyordu. İstanbul-Kahire hattında denizyolu önem kazanırken Şam'dan itibaren güneye yönelen İstanbul-Mekke kervan yolu uzun olmakla birlikte elverişli bir güzergâhı takip ederek Hicaz'a ulaşıyordu.

II. Abdülhamid döneminde askeri nakliyatın yanı sıra hac yolculuğunu kolaylaştırmak amacıyla Hicaz demiryolu yaptırılmışsa da 1908'de Medine'ye ulaşan hattın daha sonra Mekke'ye ve oradan da Cidde'ye kadar uzatılma planı, imparatorluğun dağılış sürecinde Türkler aleyhine kışkırtılan bedevilerin saldırıları yüzünden gerçekleştirilememiş, Medine'ye gelen trenler de daha çok asker ve mühimmat taşımıştır.

İstanbul, Şam ve özellikle Kahire'de hacca gidiş ve dönüş sırasında halkın da seyredebildiği çeşitli törenler yapılırdı. 
Yavuz Sultan Selim'den itibaren "Hadimü'I-Haremeyn" unvanını alan Osmanlı padişahlarının önemli görev ve sorumluluklarından biri, Suriye ve Arabistan çöllerini aşarak yaptıkları uzun yolculukta hacıların güvenliğini sağlamaktı. Hacıların güvenliğinin sağlanması, sadece büyük askeri birlikler bulundurmakla mümkün olabiliyordu. Hac kervanlarına ya bir yeniçeri bölüğü veya tımarlı sipahi birliği eşlik ederdi. Hac kervanının güvenliği için güzergâhta bulunan bedevilerden de faydalanılır ve onlara yaptıkları yardımlar, kafileye getirdikleri su ve yiyecekler için resmi ödeme (surre) yapılırdı. Çöldeki birçok konak yeri, kervanın su ihtiyacını sağlayan kuyu ve sarnıçları korumakla yükümlü küçük karargâhlar tarafından savunulurdu.

Hem dini hem de siyasi bakımdan böylesine hayati önem taşıyan hac güvenliği konusu. 1683-1699 Osmanlı-Avusturya savaşlarının dağdağasında bile ihmal edilmemiş, Haremeyn'e yapılan harcamalarda kesintiye gidilmemiştir. 
Osmanlı hükümeti, iyi düzenlenmiş bir hac şehrinin oluşturulması amacıyla azami çabayı göstermiş ve şehrin alt yapısına küçümsenmeyecek miktarda yatırım yapmıştır. Hac organizasyonunun bir uzantısı olarak Osmanlı döneminde Kâbe de zaman zaman onarılmış, IV. Murad döneminde (1623-1640) duvarları taş taş sökülerek orijinalitesine dokunulmadan yeniden inşa edilmiştir. Aynı şekilde Osmanlılar Medine'de de özellikle Mescid-i Nebevide imar faaliyetlerinde bulunmuşlar, ayrıca irili ufaklı birçok cami, medrese vb. tesisler yapmış ve bunlar için gelirleri yüksek vakıflar kurarak hacıların dini vecibelerini kusursuz biçimde yerine getirebilecekleri bir ortam oluşturmaya çalışmışlardır.

Osmanlı padişahları, devlet merkezinden ve savaşlar sırasında Avusturya ile İran sınırlarından uzaklaşmamak için hacca gidememişlerdir; fakat hanedanın kadın üyeleri arasındaki hacıların sayısı oldukça fazladır.


Mekke Osmanlı idaresinde olduğu zamanlarda Arafat’ta 1908 yılında çekilmiş bir fotoğraf.

Mekke Kabe 1889 yılında yukarıdaki gibiydi, Üste görülen Osmanlı Döneminden kalan tarihi Kale de genişletme kapsamında her ne kadar Türkiye'nin tepkilerine rağmen yıkıldı.


kabe 1847 ile ilgili görsel sonucu

kabe 1847 ile ilgili görsel sonucu
Tarihi belli olan Kabe’nin ve Mescid-i Haram  ilk fotoğrafları 1880 yılında çekilmiştir. Fotoğraf Mısırlı fotoğrafçı Muhammed Sadık Bey (1832-1902) tarafından çekilmiştir.


Kabe’nin güney tarafından 1879 – 80 yıllarında hacıların hac yolculuğu sonrasında çekilmiş bir fotoğrafı.

Harem-i Şerif’de Cuma duası esnasında çekilmiş eski kabe fotoğrafı. Fotoğraf Cuma duası esnasında Bab al-Salam kısmında çekilmiştir.

Bu fotoğrafta 5 ocak 1910’da aşırı yağmur yağması sonucu Kabe sularla doluyken çekilmiş eski bir kabe fotoğrafıdır.

kabe restorasyon
Kabe’de yapılan en son büyük restorasyon 1996 yılında olmuştur. Restorasyon kapsamında  Kabe yaklaşık olarak 8 ay boyunca beyaz renkli bir paravanla kapatılmıştır.Bu fotoğrafta 1996 yılında gerçekleştirilen restorasyon esnasında çekilmiştir.

Mekke Osmanlı idaresinde olduğu zamanlarda Kabe’de 1908 yılında çekilmiş bir fotoğraf.

Kabe’nin 1888 yılında çekilmiş fotoğrafı.

Kabe’ye önceden her dileyen girebiliyordu. Bu fotoğrafta 1953 haccında, Kabe’nin içine dileyen herkesin girebildiği anlar

1953 haccında çekilmiş herkesin dilediği gibi girebildiği zamanlara ait bir başka fotoğraf