Ramazan Ayında Umre ve Fazileti

Ramazan Ayında Umre ve Fazileti

Ramazan’da yapılan umreye ise hadiste “hac sevabı” verileceği bildirilmiştir. Nitekim Ümmü Ma’kıl adında bir kadın Hz. Peygamber’e gelerek ben hac yapmak üzere hazırlık yapmıştım. Bana bir mani arız oldu (kocası hasta olmuş veya devesini kaybetmişti) ne yapayım?
Allah'ı Zikretmek

Allah'ı Zikretmek

Allah Anılmayı İster Allah Teâlâ, kulunun boyun büküp yalvara yakara, derin bir ürpertiyle ve sesini yükseltmeden sabah akşam kendini anmasını ve gafillerden olmamasını ister.
Cuma günü ile ilgili ayetler ve hadisi şerifler

Cuma günü ile ilgili ayetler ve hadisi şerifler

Cuma namazı kılınınca yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan isteyin. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz."(Cum'a sûresi (62), 10 )
OSMANLI DÖNEMİ HAC

OSMANLI DÖNEMİ HAC

Osmanlılar, 1517'de Hicaz'ın yönetimini Memlükler'den devralmakla bütün İslam dünyasını ilgilendiren hac organizasyonunun sorumluluğunu da yüklenmiş oldular. Başşehir İstanbul Haremeyn'e çok uzak, fakat deniz ve kara yoluyla bağlantılı idi; bu bağlantıda resmi Şam ve Kahire güzergâhları ön plana çıkıyordu. İstanbul-Kahire hattında denizyolu önem kazanırken Şam'dan itibaren güneye yönelen İstanbul-Mekke kervan yolu uzun olmakla birlikte elverişli bir güzergâhı takip ederek Hicaz'a ulaşıyordu.
İmanınızı Hayırlı, Güzel Amellerle Dış Dünyaya Aksettiriniz

İmanınızı Hayırlı, Güzel Amellerle Dış Dünyaya Aksettiriniz

Süfyân İbn Abdullah es-Sekafî(ra) anlatıyor: “Ya Rasûlallah! Bana İslâm hakkında öyle bir söz söyle ki senden sonra bu konuda hiç kimseye bir şey sorma ihtiyacı duymayayım.” dedim. Şöyle buyurdu: “Allah’a iman ettim, de, sonra da dosdoğru ol!”1 Birkaç kelimeden meydana gelen bu kısacık cümle çok şey anlatan bir cümledir. Dev bir ağacı içinde taşıyan küçücük çekirdek gibidir. Gönülden iman, sonra dosdoğru bir hayat. Konuşurken, ticarette, adâlette, dostlar arasındaki münasebette, ilimle ame
Gerçek Mescid-i Aksa neresi?

Gerçek Mescid-i Aksa neresi?

Filistin toprakları ve Kudüs için asla son bulmayan bir tartışma var: Mescid-i Aksa fotoğrafı olarak bize gösterilen yer aslında Kubbet’üs Sahra.
PEYGAMBER EFENDİMİZ(SAV)’İN DOĞDUĞU  EV

PEYGAMBER EFENDİMİZ(SAV)’İN DOĞDUĞU EV

Alemlere rahmet olarak gönderilen Peygamber Efendimiz (sav) miladi 571 yılı Nisan ayının 20. Günü Mekke’de doğmuştur. Arabi ay olarakta Rabiu-Evvel ayının 12. Pazartesi sabahı dünyaya o mübarek gözlerini açmıştır. Peygamber Efendimiz (sav) doğduğunda tan yeri ağarıyordu. Yani sabah namazı vakti olmuştu. Birçok harikulade hadisenin cereyan ettiği o mübarek gün ne güzel bir gündür. Peygamber Efendimiz (sav)’in annesi vefat edip, dedesi Abdulmuttalip’in himayesi altına girdiği zamana kadar aynı evde yaşamıştır. Yani çocukluk günleri doğduğu evde geçmiştir. Ayrıca o zaman Haşimi ailesi çok zengin olmamasına karşın, Mekke’nin en saygın ailelerinden durumunda idi.
Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra farkı nedir? Hacer-i Muallak taşı

Mescid-i Aksa ve Kubbet-üs Sahra farkı nedir? Hacer-i Muallak taşı

KUDÜS'deki Harem-i Şerif ya da diğer ismi ile Harem-üş Şerif 150 dönümlük bir alanı kaplar. Harem-i Şerif'te Mescid-i Aksa, Kubbet-üs Sahra, Hacer-i Muallak Taşı, Ruhlar kuyusu ve Hz. Muhammed'in Miraç'a çıktığı yer bulunur.
KUDÜS VE MESCİDİ AKSANIN İSLAMDAKİ YERİ

KUDÜS VE MESCİDİ AKSANIN İSLAMDAKİ YERİ

46 yıldır süren bu işgale "hayır" demenin şimdi tam zamanıdır. Artık bütün bir İslam dünyasının sesini yükseltmesinin ve tüm cihana bu işgale son verilmesi ve Kudüs'ün özgürlüğüne kavuşturulması mesajını vermesinin tam zamanıdır. Tevhit inancının önderleri olan peygamberlerin Allah’ın dinini en yoğun olarak insanlara tebliğ ettikleri kutsal bir mekân olan Kudüs, tarih boyunca birçok devlet ve milletin ilgi odağı hâline gelmiştir. Kudüs, imar edildiği günden bu yana Şam diyarının merkezi ve başkenti olagelmiştir. Hz. İbrahim ve Hz. Lut’un Filistin bölgesine gelip yerleşmelerinden itibaren bu bölgenin tümü mübarek kabul edilmiştir. “Biz onu (İbrahim’i) ve (yeğeni) Lut’u âlemler için mübarek kıldığımız arza (yere ulaştırıp) kurtardık.” (Enbiya; 71). Bereketli kılınan bu bölgenin mübarek olarak kabul edilmesinin nedeni, Cenab-ı Allah’ın hikmetiyle buradan pek çok peygamberin gelip geçmesi ve burada vefat edip defnedilmesi veya meyve ve sebzelerle etrafının bereketlendirilmiş olmasından ileri gelmektedir. Hz. Peygamber; “Ziyaretler ancak üç mekâna yapılır. Mekke’deki Mescidu’l-Haram’a, Medine’deki benim bu mescidime ve Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya.” buyurmuştur. Resulullah’ın bu hadisi ile bu üç belde İslam’da kutsal ilan edilmiş ve bunların dışında kutsiyeti olan başka bir dördüncü şehirden söz edilmemiştir. Ancak Şam ve İstanbul da hadislerde zikredildiklerinden bir bakıma kutsiyetlerine işaret edilmiş beldelerdir. İslam’ın Mekke’de ilk tebliğ edildiği günlerde bu dinin en önemli ibadetlerinden biri olan namazın Mescid-i Aksa’ya yönelerek kılınması İslam’ın ilk kıblesinin bulunduğu Kudüs şehrinin önemini açıkça gösterir. Müslümanlar bu ilk kıblenin kutsiyetini idrak ederek tarih boyunca buraya sahip çıkılması gerektiğinin bilinciyle hareket etmiş ve bu mukaddes beldeyi her zaman koruyarak tevhit inancının bayrağı altında bulunması gerektiğine inanmışlardır. Kudüs ebediyen İslam’ın ilk kıblesi olma özelliğini koruyacak ve Müslümanlar buraya sahip çıkmak zorunda olduklarını hep idrak edecek ve bu beldenin Haçlı veya Yahudiler tarafından işgal edilmesi hâlinde tarihte olduğu gibi mutlaka kurtarılması gereğine inanarak çalışacaklardır. Kudüs Yahudilerin değil, Hz. Âdem’den bu yana gelen tevhidin temsilcisi peygamberlerin mirasıdır. Bu miras nesilden nesile Allah’a itaat eden salih kullara devredilmiş ve onlar buna sahip çıkmıştır. Cenab-ı Allah bu kutsal toprakların daima salih kimselerin yönetiminde kalmasını irade buyurmuş, fasık ve zorbaların hâkimiyetine geçen bu toprakların tekrar peygamberlerin veya peygamber mirasçılarının eline geçmesini istemiştir. Bunun için de sık sık bu bölgeye peygamberler gönderip onları uyarmıştır. Hz. Musa’dan sonra gelen ve İsrailoğullarına mensup birçok peygamberin (Davud ve ardından Süleyman’ın) bu topraklarda Allah’ın şeriatıyla güçlü bir devlet olarak hükmetmelerinin sebebi budur. Davud öncesinde de Allah İsrailoğullarını tekrar küfre karşı cihat etme hususunda imtihan etmiş ve onlara Talut’u hükümdar olarak belirlemişti. Fakat onlar yine itaat etmeyip isyan ederek bu mukaddes topraklar uğruna savaşmaktan kaçınmışlardı. İşte bütün bu olaylar çerçevesinde, (Davud ve Süleyman’dan sonra) bu kutsal mekân ve toprakların mutlaka mümin ve muvahhidlerin yönetiminde olması gerektiğini anlıyoruz. Kâfir ve müşriklerin bu topraklar üzerinde velayet hakları olmamalıdır. Özellikle daha sonra Zekeriya ve Yahya’yı öldüren kitlenin bu topraklar üzerinde velayet hakkına sahip olamayacakları açıktır.
HAC TURLARI

HAC TURLARI

Hac ibadetinin gerekliliği ile ilgili ayetler Kur'an'da Hac suresinin 27. ve 28. ayetlerindedir. Haccın ne şekilde yapılacağı ve Hac ile Umre arasındaki fark Bakara 203. ayetine ait yorumlardan elde edilir. Ayette geçen, iki gün içerisinde dönüş tümcesi Diyanet'e göre Mina'dan Mekke'ye dönüşü ifade eder. Hac ve Umre ibadetini engellenip de yapamayanlar için bir kurban gönderilmesi ifadesi kurbanın Kutsal Ev olan Kâbe'ye gönderilmesi olarak anlaşılmıştır. Ayette geçen "acele ederek" ifadesinden Hacda Mina'dan Mekke'ye dönüşün en az iki gün olarak gerçekleştirilmesi gerektiği, Bakara 203. ayetteki "sayılı günler" ifadesi ise "teşrik günleri" olarak anılan Zilhicce ayının, 9,10,11,12 ve 13. günleri olarak anlaşılmıştır. Kur'an da hac 'Yolculuğuna gücü yetenlerin' üzerine Allah'ın bir hakkı olarak haccetmeleri gerektiği ifade edilir. Fakat İslam dini bilginleri yorumlarında, kişinin hac ile dinen yükümlü olmasını bazı şartların sağlanmış olmasına bağlarlar, bunlar güvenlik ve ulaşım dışında kişinin; Müslüman olması, Ergenlik çağına ulaşmış olması, Akıllı olması, Hür olmak olması, Borçlu olmaması, Asli ihtiyaçlarına ve evine dönünceye kadar aile fertlerine yetecek, yol ve vasıta masraflarını karşılayacak kadar paraya sahip bulunması şeklinde ifade edilir.