وَقَالَ رَبُّكُمُ ٱدْعُونِىٓ أَسْتَجِبْ لَكُمْ ۚ إِنَّ ٱلَّذِينَ يَسْتَكْبِرُونَ عَنْ عِبَادَتِىسَيَدْخُلُونَ جَهَنَّمَ دَاخِرِينَ
     Rabbiniz şöyle dedi: “Bana dua edin, duânıza cevap vereyim. Bana kulluk etmeyi kibirlerine yediremeyenler aşağılanmış bir hâlde cehenneme gireceklerdir.”


    Dua, sözlük anlamına göre çağırmak, seslenmek, istemek, yardım talep etmek demektir. Dini bir terim olarak ise, insanın bütün benliğiyle Allah’a (c.c.) yönelmesi ve hem maddi hem manevi isteklerini Yüce Allah’a (c.c.) yöneltmesidir. Kullar dua ile hallerini Allah’a (c.c.) arz ederler ve O’na niyazda bulunurlar.

    Dua, Allah (c.c.) ile kul arasındaki irtibattır.

    Dua ederken kabul olmasını isteyen insan, Allah’ın (c.c.) tüm isteklerini kulak ardı ediyor ve hiçbir farzı yerine getirmiyorsa, salih amel işlemiyor ve sadece bencilce istiyorsa o duanın çok hükmü olmadığını bilmesi gerekir. Elbette kimin duasının kabul olacağını ancak Allah (c.c.) bilir fakat ayetlerden ve hadis-i şeriflerden yola çıkarak duanın kabul edilmesi için riayet edilmesi gereken hususlar vardır.